Duyurular

HASANOĞLAN DA CUMHURİYET KENTİ KURULMALI

(489)
Hüsnü MERDANOĞLU - Çarşamba, 12 Mayıs 2010

CUMHURİYETİMİZİN 100. YILI ONURUNA

HASANOĞLAN DA CUMHURİYET KENTİ KURULMALI

 

         Hüsnü MERDANOĞLU

         Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle, cumhuriyet döneminde tarihi bir kimliğe sahip olan Hasanoğlan “Cumhuriyet Kenti”ne dönüştürülmeli, burada cumhuriyet döneminin önde gelen milli eğitim bakanlarından Hasan Âli Yücel Üniversitesi kurularak, cumhuriyetimizin eğitim ve kültürel birikimi gelecek kuşaklara aktarılmalı, ulusal başkentimiz Ankara, Cumhuriyetimizin 100. yılına hazırlanmalıdır.
Devamını oku...

ANKARA KALESİ’NDE ULUSLAR MAHALLESİ KURULMALI

(522)
Hüsnü MERDANOĞLU - Cuma, 30 Nisan 2010

ANKARA KALESİ’NDE ULUSLAR MAHALLESİ KURULMALI

 

Hüsnü MERDANOĞLU

         Kamu Yönetimi Uzmanı

 

Ulusal başkentimiz Ankara’nın orta yerinde, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Haçlılar ve Osmanlıların egemenliği altında bulunmuş, onların kültürlerinden etkilenmiş tarihi bir alan bulunmaktadır. “Ankara Kalesi” olarak bilinen bu alan, cumhuriyetimizin ilânında 101 pare top atılmasına da tanıklık etmiştir. Devletimizin ulus devlet olmasının simgesi olan Ulus Meydanı’na yakın bir yerde bulunan burasının, “Uluslar Mahallesi”ne dönüştürülerek, dünya kültürü ile bütünleşmek ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına katkı sağlamak yönünden yerinde bir uygulama olacaktır.

          Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, MÖ VII yy da yapıldığı konusunda bilgiler bulunan Ankara Kalesi; “İçkale” ve “Dışkale” olarak ikiye ayrılmakta, kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankaraevi bulunmaktadır. Evliya Çelebi o dönemde bu evlerin sayısını 600 olarak kayıt altına almıştır.

Bu yapıların bir kısmı belediye tarafından restore edilmiş, bir kısmı müze olarak kullanılmakta birçok kısmı da turistik amaçlı satış alanları olarak hizmet vermektedir. İçkalenin en yüksek yerindeki Akkale, bugün müze deposu olarak kullanılmaktadır.

Ankaraevleri, iki ya da üç katlı olarak ahşap, kerpiç ve tuğladan inşa edilmişler. Arazi yapısının düz olmaması, alt kat plânlarının da düzgün olmamasına yol açmış, ama üst katlar cumba tipindeki çıkıntılarla düzgün bir plâna kavuşturulmuş. Alt katlar kışlık olarak, kalın duvarlı ve küçük pencereli yapılmış, üst katlar ise yazlık olarak ince duvarlı ve havadar yapılmış. Geniş saçaklar ve "Cihannüma" denilen yazlık odalar Ankaraevlerinin belirleyici özelliklerinden. Ahşap tavan süslemelerinde geometrik kompozisyonlar kullanılmıştır.

         Bu yapıların, Türkiye’de dünya uluslarının buluşup kaynaşmasına zemin hazırlayacak olan Uluslar Mahallesine dönüştürülerek uluslararası bir konuma kavuşturulması hem tarihi dokuların korunmasını sağlayacak hem de restore edilmekle gelecek kuşaklara dayanıklı olarak aktarılmışı olacaktır.
Devamını oku...

NAMIK KEMAL MAHALLESİ MEMLEKET PARKINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ

(539)
Hüsnü MERDANOĞLU - Cuma, 30 Nisan 2010

NAMIK KEMAL MAHALLESİ

MEMLEKET PARKINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ

 

            Hüsnü MERDANOĞLU

            Kamu Yönetimi Uzmanı

 

Ulusal başkentimiz Ankara’nın merkezi bir semtinde, 1940'larda Şükrü Saraçoğlu’nun başbakanlığı döneminde yapılmış, günümüzde neredeyse kaderine terk edilmiş durumda olan bir mahalle bulunmaktadır. Cumhuriyet'imizin ilk projelerinden birisi olan burası; “Devlet Mahallesi’’ ya da ‘‘Saraçoğlu Mahallesi’’ olarak anılmakta, Kumrular Caddesi, Necatibey Caddesi, Yaya Galip Caddesi ve Vekâletler Caddesi arasında kalmaktadır.

            Bu mahalle, Ankara’nın başkent oluşundan sonra kamu görevlilerinin artması sonrasında çekilen konut sıkıntısını gidermek ve devletin memuruna sahip çıkması ile birlikte, cumhuriyetimizin gücünü kanıtlamak bağlamında cumhuriyet yönetimine yaraşır ciddiyetle, oluşturulmuştur.

            Emlâk Bankası tarafından gerçekleştirilen ilk uygulamalardan biri olan bu mahalle;  Alman mimar Paul Bonatz başkanlığında bir grup Türk mimar tarafından gerçekleştirmiş, 434 kadar lojman, okul, sosyal amaçlı binalar, dükkânlar ve oyun sahaları ile ikinci ulusal mimarlık üslubunun özelliklerini taşımaktadır.

Belki de, lojmanda oturma koşul ve kurallarını içeren yazılı kuralların (mevzuatın) hazırlanmasında bürokrasinin etkisi nedeniyle, son yıllarda kimi bürokratların bir ömür boyu oturmaları sağlanarak oldukça ayrıcalıklı kullanılan bu mahallenin, sosyal ve kültürel etkinlikler için yapılmış olan bölümü günümüzde Milli Kütüphane olarak kullanılmaktadır. Burada konser ve toplantılara elverişli salonlar bulunmaktadır. Namık Kemal Mahallesi günümüzde Kentsel Sit Alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Namık Kemal Mahallesinin, cumhuriyetimizin başkenti Ankara’nın merkezinde, 81 ilimizin temsil edildiği ulusal değerlerimizin topluca kamuoyuna sunulduğu bir projeye dönüştürülmesine ciddi ihtiyaç vardır.

 “Millet Müzesi” (ya da millet parkı) adı ile Romanya’nın başkenti Bükreş’te olduğu gibi bu mahallenin, Türkiye’nin bütün illerinin özgün kültürel değerlerinin korunduğu, sergilendiği ve sunulduğu bir uygulama alanına dönüştürülmesi, hem cumhuriyetimize hem de cumhuriyetimizin hedefi olan birlik ve bütünlüğümüze ciddi katkılar sağlayacaktır.
Devamını oku...

Arama

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBu Gün90
mod_vvisit_counterDün71
mod_vvisit_counterBu Hafta295
mod_vvisit_counterGeçen Hafta392
mod_vvisit_counterBu Ay190
mod_vvisit_counterGeçen Ay1914
mod_vvisit_counter17/12/2009'dan bu güne15832

We have: 1 guests online
Your IP: 38.107.191.81
 , 
Today: Eyl 03, 2010

Giriş Formu



Hoşgeldiniz
BÜYÜK İSRAİL FEDERASYONU‘NUN PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 23 Ağustos 2010 06:39

BÜYÜK İSRAİL FEDERASYONU‘NUN

KÜRDİSTAN EYALETİ

 

            Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN  

 

            Türkiye son zamanlarda oldukça ilginç olaylar ve gelişmelerle karşılaşmağa başladı. Bir yandan küçük İsrail devletinin bütün merkezi coğrafyaya egemen olmak üzere ABD, AB ve NATO üzerinden tüm bölge ülkelerine dayatmaları, öbür yandan Türkiye’nin güneydoğusunda Avrupa Birliği ülkelerinin açık  desteği ile  ABD ve İsrail’in de dolaylı kışkırtmalarıyla gündeme gelen ve  artık  sık sık duyulmağa başlayan özerklik tartışmaları, tam bu aşamada da  İstanbul’da halen yayın yapmakta olan Bizans basını organlarında köşe yazarlığı yapan  kripto gayrimüslim yazarların başlattığı federasyon tartışmaları, yaz aylarının sıcak havasını daha da ısıtarak Türkiye’nin tam bir dönemece doğru sıkıştırılmağa başlandığı görülmektedir. Türk vatandaşları açısından pek de şaşırtıcı olmayan bu olumsuz gelişmelerin öne çıkacağı yıllardır tahmin ediliyor ve uluslararası konjonktüre göre bu isteklerin Türk ulusuna ve Türkiye Cumhuriyeti’ne bir gün dayatılacağı bekleniyordu. Böylesine gelişmelere alışık olan Türk insanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun nasıl içeriden çökertildiğini, cumhuriyet Türkiye’sinde de içerideki işbirlikçi ve mandacı kesimlerin nasıl vatana ihanet suçlarını işlediklerini iyi bildikleri için, yaz aylarında peş peşe gelen bu gelişmeler karşısında Türk toplumu hiç bir paniğe kapılmadan soğukkanlılığını koruyarak hareket etmiş ve böylece ülkenin yeniden bir kaotik ortama sürüklenmesi önlenmiştir.

Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Ağustos 2010 06:40
Devamını oku...
 
BOSNA SORUNU KALICI ÇÖZÜLMELİDİR PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Ağustos 2010 07:32

                     BOSNA SORUNU KALICI ÇÖZÜLMELİDİR

 

         Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN   

 

 

          Vatikan’ın kurulmasından bu yana sürüp giden Hıristiyan bir Avrupa yaratma idealinin ortaya çıkardığı en önemli sorunlardan birisi Bosna konusudur. On beşinci yüzyılda Müslümanları ve Yahudileri Avrupa kıtasının batı bölgesinden sürüp çıkartarak tüm kıtayı bir Hıristiyan bölgesine dönüştürmeyi hedefleyen Vatikan Hıristiyan merkezi, Avrupa Hıristiyan nüfusunu yüzyıllardır Müslümanlara ve Yahudilere karşı kullanarak, tarihteki dinsizlik imparatorluğu olan Roma devleti gibi bir Hıristiyan Avrupa imparatorluğu yaratabilmenin ardında koşmuştur.  Bir Hıristiyan imparatorluğu yaratma doğrultusunda, on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı Devletinin Avrupa topraklarını da parçalayarak Balkanlar‘da küçük küçük Hıristiyan devletçikleri yaratabilmenin ardında koşan Hıristiyan fanatizmi, tıpkı Endülüs devletini Avrupa’dan sildikleri gibi Osmanlı Müslümanlarını ve Yahudilerini de doğu Avrupa’dan süpürmüşlerdir. Birinci ve ikinci Balkan savaşları sırasında fazlasıyla insan kaybı yaşanmış ve İngiliz emperyalizminin bir keşfi olarak ortaya çıkan Balkanizasyon süreci, Doğu Avrupa’da Osmanlılara karşı kullanılmıştır.  Bu süpürme operasyonları sırasında, Balkan Yahudileri ve Müslümanları ciddi bir çekişme konusu olmuş ve daha sonra da geri kalanları mübadele ve takas yöntemleri ile Osmanlı İmparatorluğunun yerine merkezi bölgede kurulan Türkiye Cumhuriyeti topraklarına gönderilmişlerdir. Ne var ki, savaşlar ve mübadelelere rağmen bu bölgedeki Müslüman ve Yahudi nüfus bütünüyle temizlenemediği için, sorun bugünlere kadar devam etmiş ve soğuk savaş dönemi sonrasında yeniden büyük kanlı olaylar yaşanmıştır.

Devamını oku...
 
ATATÜRK, MENDERES ve KENNEDY PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Salı, 20 Temmuz 2010 14:35

ATATÜRK, MENDERES ve KENNEDY

 

          Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

*

 

ATATÜRK, MENDERES VE KENNEDY GİBİ ÜÇ BÜYÜK SİYASAL LİDERİN ERKEN ÖLÜMÜ, ÇEŞİTLİ SUİKASTLAR VE İDAM CEZALARININ GÜNDEME GELMESİNİN ARKASINDAKİ ANA ÇİZGİNİN SİYONİZM’E KARŞI ÇIKMAK OLARAK GÜNDEME GELDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR.

 

*

Birbirleriyle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen ve ayrı siyasal dönemlerde kendi ülkelerini yönetmek durumunda olan bu üç devlet adamı arasında, ne gibi bir bağ olabileceği sorusu, son günlerdeki gelişmeler doğrultusunda fazlasıyla akla gelmekte ve bazı haklı yeni soruları da beraberinde getirmektedir. Türk Devletinin kurucusu büyük önder Atatürk ile beraber, Türkiye’nin gelmiş geçmiş başbakanları arasında en çok sevilen halk önderi olarak tarih sahnesinde yerini almış olan eski başbakanlardan Adnan Menderes arasında, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmek gibi bir paralellik kurulabilir ve Türk Devleti üzerinden giderek Atatürk ile Menderes arasında çeşitli siyasal bağlantılar kurulabilir. Ne var ki, Amerika Birleşik Devletlerinin gelmiş geçmiş başkanları arasında en çok sevilen bir cumhurbaşkanı olarak Kennedy devreye girdiği zaman, Atatürk ve Menderes arasında kurulmuş olan ulusal çizgideki bağlantının hiç bir işe yaramadığı, devreye giren uluslararası bağlantı çerçevesinde Atatürk ve Menderes arasında yeniden bir bağlantı kurulması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Her üçü de ülkeleri ve devletleri için çok büyük mücadeleler vermiş olan bu liderler, uluslararası konjonktürde hedef olmuşlar ve bu nedenle de beklenmeyen gelişmeler sonucunda,  normal koşulların ötesinde yaşamları sona erdirilmiştir.

Son Güncelleme: Salı, 20 Temmuz 2010 14:36
Devamını oku...
 
NEWSWEEK TÜRKİYE’Yİ MERKEZ GÖSTERDİ PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 04 Ağustos 2010 14:44

NEWSWEEK TÜRKİYE’Yİ MERKEZ GÖSTERDİ

 

          Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

 

        Atlantik hegemonyasının kontrolü altında bulunan dünya basınının önde gelen haftalık dergilerinden birisi olan Newsweek dergisi, son sayısında kapak ülkesi olarak Türkiye’yi başlığına taşıyarak: dünyanın merkez ülkesi olarak ilan etti. Aynı zamanda Türkiye’de Türkçe kopyası da yayınlanan dünyanın bu en çok satan dergisi hem İngilizce hem de Türkçe yayınlanan son sayısında Türkiye Cumhuriyetini dünyanın merkez ülkesi olarak göstermesi, bugünün koşulları açısından son derece önemli ve anlamlıdır. Batı dünyasının önde gelen dergileri ya da gazeteleri durduk yerde herhangi bir ülkeyi manşete ya da kapağa taşımazlar. Eğer böyle davranıyorlarsa bunun mutlaka bir nedeni vardır. Bu nedeni ya da diğer faktörleri dikkate almadan ya da değerlendirmeden, dünyanın en çok satan haftalık siyasal dergisinin Türkiye’yi kapak yapmasını anlamak zordur. Bu aşamada hem dünya konjonktürü ile beraber değişen koşulları hem de siyasal empati metodu ile böyle davranan yayın organlarının yöneticilerinin akıllarından neler geçtiğini iyi görebilmek gerekmektedir. Durduk yerde kimsenin kimseye hiç bir şey vermediği son derece materyalist bir gidişe mahkum edilen dünya olgusu çerçevesinde, Türkler kara gözleri için ülkelerinin kapağa taşınarak dünyanın merkezi ilan edilmediğini bilerek hareket etmek ve bunun nedenlerini tüm yönleriyle ortaya koyarak yollarına devam etmek durumundadırlar

Devamını oku...
 
KARADENİZ’İN KUZEYİNDE KÜRDİSTAN PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Pazar, 04 Temmuz 2010 09:08

KARADENİZ’İN KUZEYİNDE KÜRDİSTAN

                                                                             

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN  

 

              Türkiye’de son yıllarda açılan yeni üniversiteler ve araştırma merkezleri ile beraber bilimsel araştırma ve çalışmalar yurt düzeyinde yaygınlık kazanmaktadır. Bu yeni merkezlerin en önde gelenlerinden birisi olan Karadeniz Araştırmaları Merkezi (KARAM), Hitit Üniversitesi çatısı altında Karadeniz bölgesinin önde gelen büyük merkezlerinden birisi olan Çorum’da yıllardır başarılı çalışmalar yapmakta ve bu bölgenin geçmişi ile ilgili birçok bilimsel makaleyi,  Karadeniz Araştırmaları adı altında üç aylık bir dergide yayınlayarak Türk kamuoyunun birçok konuda bilgilendirilmesine ve aydınlatılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu araştırma merkezinin yayınlamış olduğu Karadeniz Araştırmaları isimli derginin 2006 yılında yayınlanmış olan 8. sayısında Ukraynalı tarihçi ve dilbilimci Dr. Valentyn Stetsyuk Türklerin ve Orta Doğu’nun tarihini değiştirecek önemde bir bilimsel araştırtmayı makale olarak yayınlamış ve dünyanın merkezi bölgesinin geleceği ile ilgili tartışmalara Ukraynalı bir bilim adamı olarak önemli bir ufuk çizgisi çekmiştir.  “Kürtlerin Karadeniz’in Kuzeyindeki Anayurdu“ başlığını taşıyan bu bilimsel makale yakından incelendiğinde, şimdiye kadar bilinenlerin ötesinde yepyeni bir bakış açısı ile Orta Doğu halklarına eğildiği ve tam da bu bölgenin ortalarında beş ülke sınırları içerisine dağılmış olarak yaşamakta olan bir halk topluluğunun hem geçmişi hem de geleceği ile ilgili olarak önemli bilimsel bulguları kamuoyunun tartışmasına sunduğu görülmektedir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Temmuz 2010 19:27
Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 7