Duyurular

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN “YANLIŞ ANLAŞILDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM”

(250)
Hüsnü MERDANOĞLU - Salı, 17 Ocak 2012

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN “YANLIŞ ANLAŞILDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM” dedi.

 

        Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN, son günlerde internet medyasındaki saldırılar ve basın organlarındaki yanlış haberler üzerine bir açıklama yaparak, ortada bir yanlış anlaşılma olduğunu, aslında gerçek durumun tamamen tersi olduğunu, söylemediği sözlerin kendisine atfen medyaya kasıtlı olarak taşındığını ve bu durumun sonucunda da bir anlamda yargısız infaza mahkûm edilerek mağdur edildiğini söylemiş ve kendisini yanlış anlayanlardan, yanlış anlaşılma nedeni ile özür dilediğini açıklamıştır.

        Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN, terörden kaynaklanan yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili mağduriyet ve zararların önlenmesi konusunda yapılan TBMM insan Hakları Komisyon toplantısında; sivil halkın korunması, silahlı çatışmalar yüzünden ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesiyle ilgili olarak Birleşmiş Milletler çatısı altında kabul edilen sivil halkın korunması ve silahlı çatışmalardan doğan zararların karşılanmasıyla ilgili uluslararası sözleşmelerin insan haklarının yanı sıra barışçıl bir alternatif olarak dile getirmiştir. Bunun üzerine, konunun basına yanlış yansıtılması barıştan yana bir önerinin tersi doğrultuda savaşçı gibi gösterilmesi, konunun ilgisiz yönlere çekilerek önemli ölçüde basın ve medya organlarında yanlış anlaşılma meydana gelmesi üzerine, Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN kendisini yanlış anlayan kesimlerden, özellikle de hiç bir zaman karşısına almadığı yöre halkından özür dilediğini vurguladı.

        Kuzey Irak da devam eden otorite boşluğunun devam etmesi gerçeği karşısında bu bölgeden kaynaklanan terör olaylarının silahlı çatışmalar halinde Türkiye’nin güneydoğu bölgesine yansıdığını, bu doğrultuda 30 yıldır güneydoğu da bir türlü barış ve düzenin sağlanamadığını bu olumsuz durumun sürekli olarak bölge halkını silahlı çatışma tehdidi ile karşı karşıya bıraktığını, son olarak kaybedilen 34 kişinin böylesine bir durumda hayatlarını yitirdiğini, kayıpların karşılanmasında mağdur olan ailelerin zararlarının karşılanmasında silahlı çatışmalara karşı sivil halkı koruyan Birleşmiş Milletler insancıl hukuk belgelerinden yararlanabilineceğini söyleyerek, Türk toplumunda fazlaca bilinmeyen İnsancıl Hukuk kavramının yanlış çizgilere çekilerek çarpıtılması ve yanlış anlamalara yol açması üzerine Prof. ÇEÇEN Türk kamuoyundan özür dilediğini açıkladı.

GÜÇLÜ TÜRKİYE–2023 MİLLİ PROGRAM

(2068)
Hüsnü MERDANOĞLU - Pazartesi, 13 Eylül 2010

ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLÂTFORMU

GÜÇLÜ TÜRKİYE–2023 MİLLİ PROGRAM 

ÖNERİSİ

 

            GEREKÇE:

Yirmi birinci yüzyılın başlarında dünya yani bir düzene doğru sürüklenirken, Türkiye ikinci kez bir genel seçimler aşamasıyla karşılaşmıştır.  Yirminci yüzyılın sonlarına doğru yıkılan iki kutuplu dünya düzeni, bütün ülkelerle beraber Türkiye’yi de bir belirsizlik ortamına sürüklemiş­tir. Sovyetler Birliğinin yıkılışına ve daha sonra ortaya çıkan küresel­leşme olgularına hazırlıksız yakalanan Türkiye Cumhuriyeti’nin, neler oldu­ğunu ve gelecekte ne gibi olayların gündeme geleceğini anlayabilmesi uzun zaman almış ve ancak on yıl sonra gerçekler görülebilmiştir.

Gerçekleri dünya halklarından saklamak isteyen küresel emperyalizm, 11 Eylül saldırılarını düzenleyerek kendini mağdur durumda göstererek, yine eskisi gibi emperyalist saldırılarını sürdürmek istemiştir.

 

Küresel emperyalizmin yok etme çabalarına karşı, bütün dünya devletleri, ulusları ve halkları kendilerini koruyarak ayakta kalabilme ve yeni yüzyılda yaşamlarını sürdürebilme çabalarına girişmişlerdir. Bu doğrultuda küresel emperyalizme karşı bir hareket bütün dünyada yükselmiş ve örgütlenerek insanlı­ğa alternatif politikalar sunabilmiştir.
Devamını oku...

HASANOĞLAN DA CUMHURİYET KENTİ KURULMALI

(4097)
Hüsnü MERDANOĞLU - Çarşamba, 12 Mayıs 2010

CUMHURİYETİMİZİN 100. YILI ONURUNA

HASANOĞLAN DA CUMHURİYET KENTİ KURULMALI

 

         Hüsnü MERDANOĞLU

         Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle, cumhuriyet döneminde tarihi bir kimliğe sahip olan Hasanoğlan “Cumhuriyet Kenti”ne dönüştürülmeli, burada cumhuriyet döneminin önde gelen milli eğitim bakanlarından Hasan Âli Yücel Üniversitesi kurularak, cumhuriyetimizin eğitim ve kültürel birikimi gelecek kuşaklara aktarılmalı, ulusal başkentimiz Ankara, Cumhuriyetimizin 100. yılına hazırlanmalıdır.
Devamını oku...

ANKARA KALESİ’NDE ULUSLAR MAHALLESİ KURULMALI

(3511)
Hüsnü MERDANOĞLU - Cuma, 30 Nisan 2010

ANKARA KALESİ’NDE ULUSLAR MAHALLESİ KURULMALI

 

Hüsnü MERDANOĞLU

         Kamu Yönetimi Uzmanı

 

Ulusal başkentimiz Ankara’nın orta yerinde, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Haçlılar ve Osmanlıların egemenliği altında bulunmuş, onların kültürlerinden etkilenmiş tarihi bir alan bulunmaktadır. “Ankara Kalesi” olarak bilinen bu alan, cumhuriyetimizin ilânında 101 pare top atılmasına da tanıklık etmiştir. Devletimizin ulus devlet olmasının simgesi olan Ulus Meydanı’na yakın bir yerde bulunan burasının, “Uluslar Mahallesi”ne dönüştürülerek, dünya kültürü ile bütünleşmek ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına katkı sağlamak yönünden yerinde bir uygulama olacaktır.

          Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, MÖ VII yy da yapıldığı konusunda bilgiler bulunan Ankara Kalesi; “İçkale” ve “Dışkale” olarak ikiye ayrılmakta, kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankaraevi bulunmaktadır. Evliya Çelebi o dönemde bu evlerin sayısını 600 olarak kayıt altına almıştır.

Bu yapıların bir kısmı belediye tarafından restore edilmiş, bir kısmı müze olarak kullanılmakta birçok kısmı da turistik amaçlı satış alanları olarak hizmet vermektedir. İçkalenin en yüksek yerindeki Akkale, bugün müze deposu olarak kullanılmaktadır.

Ankaraevleri, iki ya da üç katlı olarak ahşap, kerpiç ve tuğladan inşa edilmişler. Arazi yapısının düz olmaması, alt kat plânlarının da düzgün olmamasına yol açmış, ama üst katlar cumba tipindeki çıkıntılarla düzgün bir plâna kavuşturulmuş. Alt katlar kışlık olarak, kalın duvarlı ve küçük pencereli yapılmış, üst katlar ise yazlık olarak ince duvarlı ve havadar yapılmış. Geniş saçaklar ve "Cihannüma" denilen yazlık odalar Ankaraevlerinin belirleyici özelliklerinden. Ahşap tavan süslemelerinde geometrik kompozisyonlar kullanılmıştır.

         Bu yapıların, Türkiye’de dünya uluslarının buluşup kaynaşmasına zemin hazırlayacak olan Uluslar Mahallesine dönüştürülerek uluslararası bir konuma kavuşturulması hem tarihi dokuların korunmasını sağlayacak hem de restore edilmekle gelecek kuşaklara dayanıklı olarak aktarılmışı olacaktır.
Devamını oku...

NAMIK KEMAL MAHALLESİ MEMLEKET PARKINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ

(3748)
Hüsnü MERDANOĞLU - Cuma, 30 Nisan 2010

NAMIK KEMAL MAHALLESİ

MEMLEKET PARKINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ

 

            Hüsnü MERDANOĞLU

            Kamu Yönetimi Uzmanı

 

Ulusal başkentimiz Ankara’nın merkezi bir semtinde, 1940'larda Şükrü Saraçoğlu’nun başbakanlığı döneminde yapılmış, günümüzde neredeyse kaderine terk edilmiş durumda olan bir mahalle bulunmaktadır. Cumhuriyet'imizin ilk projelerinden birisi olan burası; “Devlet Mahallesi’’ ya da ‘‘Saraçoğlu Mahallesi’’ olarak anılmakta, Kumrular Caddesi, Necatibey Caddesi, Yaya Galip Caddesi ve Vekâletler Caddesi arasında kalmaktadır.

            Bu mahalle, Ankara’nın başkent oluşundan sonra kamu görevlilerinin artması sonrasında çekilen konut sıkıntısını gidermek ve devletin memuruna sahip çıkması ile birlikte, cumhuriyetimizin gücünü kanıtlamak bağlamında cumhuriyet yönetimine yaraşır ciddiyetle, oluşturulmuştur.

            Emlâk Bankası tarafından gerçekleştirilen ilk uygulamalardan biri olan bu mahalle;  Alman mimar Paul Bonatz başkanlığında bir grup Türk mimar tarafından gerçekleştirmiş, 434 kadar lojman, okul, sosyal amaçlı binalar, dükkânlar ve oyun sahaları ile ikinci ulusal mimarlık üslubunun özelliklerini taşımaktadır.

Belki de, lojmanda oturma koşul ve kurallarını içeren yazılı kuralların (mevzuatın) hazırlanmasında bürokrasinin etkisi nedeniyle, son yıllarda kimi bürokratların bir ömür boyu oturmaları sağlanarak oldukça ayrıcalıklı kullanılan bu mahallenin, sosyal ve kültürel etkinlikler için yapılmış olan bölümü günümüzde Milli Kütüphane olarak kullanılmaktadır. Burada konser ve toplantılara elverişli salonlar bulunmaktadır. Namık Kemal Mahallesi günümüzde Kentsel Sit Alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Namık Kemal Mahallesinin, cumhuriyetimizin başkenti Ankara’nın merkezinde, 81 ilimizin temsil edildiği ulusal değerlerimizin topluca kamuoyuna sunulduğu bir projeye dönüştürülmesine ciddi ihtiyaç vardır.

 “Millet Müzesi” (ya da millet parkı) adı ile Romanya’nın başkenti Bükreş’te olduğu gibi bu mahallenin, Türkiye’nin bütün illerinin özgün kültürel değerlerinin korunduğu, sergilendiği ve sunulduğu bir uygulama alanına dönüştürülmesi, hem cumhuriyetimize hem de cumhuriyetimizin hedefi olan birlik ve bütünlüğümüze ciddi katkılar sağlayacaktır.
Devamını oku...

Hoşgeldiniz
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN’e YÖNELİK ALEYHTE YAYINLARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ PDF Yazdır e-Posta
Hüsnü MERDANOĞLU tarafından yazıldı.   
Cuma, 27 Ocak 2012 08:47

Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN’e YÖNELİK ALEYHTE YAYINLARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

         Hüsnü MERDANOĞLU

 

Ülkemizin yetiştirdiği saygın bilm adamlarından Prof. Dr. Anıl Çeçen, çağrılı olarak gittiği TBMM İnsan Hakları Komisyonunda 11 Ocak 2012 günü bir konuşma yapmış, ertesi gün kimi yayın organlarında ve Internet ortamında, Sayın Çeçen’e yönelik bir linç girişiminin başlatıldığı gözlenmiştir.

Sayın Anıl Çeçen’e yönelik çarpıtılmış yayınlarda şu cümleler dikkat çekici olmuştur:

“İnsan hakları hocası, insan haklarından sınıfta kaldı.”

“İnsan haklarına sahip çıkalım ve böyle ırkçılara insan hakları derslerini verdirtmeyelim.”

         “Ulusalcı-Kemalist hocalar söz konusu ise düşünmek gerekir.”
         “YÖK niye susuyor?”

         “Halkı birbirine karşı nefret duymaya teşvik eden, bu anlayışa karşı savcıları göreve çağırıyorum.”

         “Anıl Çeçen’le insanlığı tartışmam”.

 

         Tarafsız ve sorumlu gazeteci anlayışına yaraşır olarak Anayurt gazetesinin Internet sitesinde (http://www.anayurtgazetesi.com/“GÜNCEL DİZİ” bölümünde) söz konusu Komisyon tutanakları yayınlandıktan sonra, anlaşıldı ki; tüm saldırı, eleştiri ve yargısız infaz girişimleri, tutanaklar okunmadan peşin hükümle yapılmıştır.

         Örneğin; Prof. Dr. Anıl Çeçen söz konusu konuşmasında;

         Hak ve özgürlükler, küresel emperyalizm tarafından kullanılmakta ve istismar edilmektedir” dediği için mi sınıfta kalmıştır ya da ırkçıdır?

         Yoksa; “İncirlik Üssü'nün kurularak İsrail'in Türkiye'den Arap ve İslam dünyasına karşı kurulduğunu görüyoruz ki, Çekiç Güç de aynı şekilde uluslararası hukuka aykırı bir şekilde kurulmuştur.” vurgusunu yaptığı için mi, insan hakları dersi vermemelidir.

         “İsrail varsa bu İncirlik Üssü sayesinde vardır. Bugün ikinci bir İsrail Kuzey Irak'ta kuruluyorsa, bu Çekiç Güç sayesindedir.” tespitinden dolayı mı YÖK’e şikâyet edilmektedir.

         O bölge halkının Türkiye Cumhuriyeti devletini düşman görmesinin yanlış olduğunu vurgulamak istiyorum. Çünkü burada eğer böyle bir devlet varsa, bu oluşumunda, verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı, Güneydoğu halkıyla, Doğu Anadolu halkıyla batı Anadolu halkının ortak hareket etmesiyle verilmiştir ve o nedenle, Birinci Dünya Savaşı sonrasında bir imparatorluğun çöküşünden sonra böylesine bir büyük devlet” kurulmuştur dediği için mi! Ya da bölge halkından “kardeşlerimizdiye söz ettiği için mi ! savcılar göreve çağrılmaktadırlar.

         “Orta Doğu tarihine baktığımız zaman, bu coğrafya dışarıdan gelen, bölge dışı güçlerin bu coğrafyaya egemen olma noktasında, terörün beraberinde ortaya çıktığını ve kullanıldığını” söylediği için mi ! kendisi ile insanlığı tartışmamak gerekiyor?

**

        Sayın Anıl Çeçen’e yönelik kimi yazarların linç girişimlerini, Kemalizm’e ve Kemalizm’in savunucularına yönelik art niyetlerine yormak ve anlamak mümkündür. Ancak, kimi köşe yazarlarının ve İnsan Hakları Komisyonundan tutanakları alabilecek, okuyup anlayabilecek durumda olanların, tutanakları okumadan, yargısız infaz girişiminde bulunmalarını anlayabilmek için; “bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olma” çabasında olanların, gerçek niyetlerini anlamak gerekir.

 
HUKUK DEVLETi VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 23 Ocak 2012 09:47

HUKUK DEVLETi VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

        

         Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

 

Hukuk devleti ve ifade özgürlüğü, hukuk biliminin en önde gelen kav­ramları arasında yeralmaktadırlar. Ayrı ayrı ele alındığında, her iki kav­ramın anlamları ve boyutları farklılık kazanmakta, ama birlikte ele alındıklarında kendi normal anlamlarının ötesinde, farklı bir boyutta bir araya gelebilmektedirler. İfade özgürlüğü kendi başına incelendiğinde, bir sonsuzluk ya da sınırsızlık arayışı sözkonusu olmaktadır. Ne var ki, hukuk dev­leti yapılanması içerisinde bu kavram ele alındığında, hukuk devleti olgusunun temel ilkeleri ve sınırları çerçevesinde, daha farklı bir durum orta­ya çıkmaktadır. Hukuk devleti çatısı altında ifade özgürlüğü gerçekleştiri­lirken, hukukun genel ilkeleriyle beraber, hukuk devletinin temel esasları­nın da dikkate alınması gündeme gelmektedir. İfade özgürlüğünün böylesine bir ortamda ele alınması ve ne anlama geldiğinin iyi anlaşılabilmesi için, öncelikle hukuk devleti kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Ocak 2012 09:50
Devamını oku...
 
HUKUK DEVLETi VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 23 Ocak 2012 09:47

HUKUK DEVLETi VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

        

         Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

 

Hukuk devleti ve ifade özgürlüğü, hukuk biliminin en önde gelen kav­ramları arasında yeralmaktadırlar. Ayrı ayrı ele alındığında, her iki kav­ramın anlamları ve boyutları farklılık kazanmakta, ama birlikte ele alındıklarında kendi normal anlamlarının ötesinde, farklı bir boyutta bir araya gelebilmektedirler. İfade özgürlüğü kendi başına incelendiğinde, bir sonsuzluk ya da sınırsızlık arayışı sözkonusu olmaktadır. Ne var ki, hukuk dev­leti yapılanması içerisinde bu kavram ele alındığında, hukuk devleti olgusunun temel ilkeleri ve sınırları çerçevesinde, daha farklı bir durum orta­ya çıkmaktadır. Hukuk devleti çatısı altında ifade özgürlüğü gerçekleştiri­lirken, hukukun genel ilkeleriyle beraber, hukuk devletinin temel esasları­nın da dikkate alınması gündeme gelmektedir. İfade özgürlüğünün böylesine bir ortamda ele alınması ve ne anlama geldiğinin iyi anlaşılabilmesi için, öncelikle hukuk devleti kavramının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Ocak 2012 09:50
Devamını oku...
 
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN “YANLIŞ ANLAŞILDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM” PDF Yazdır e-Posta
Hüsnü MERDANOĞLU tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Ocak 2012 09:51

Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN “YANLIŞ ANLAŞILDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLİYORUM” dedi.

 

        Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN, son günlerde internet medyasındaki saldırılar ve basın organlarındaki yanlış haberler üzerine bir açıklama yaparak, ortada bir yanlış anlaşılma olduğunu, aslında gerçek durumun tamamen tersi olduğunu, söylemediği sözlerin kendisine atfen medyaya kasıtlı olarak taşındığını ve bu durumun sonucunda da bir anlamda yargısız infaza mahkûm edilerek mağdur edildiğini söylemiş ve kendisini yanlış anlayanlardan, yanlış anlaşılma nedeni ile özür dilediğini açıklamıştır.

        Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN, terörden kaynaklanan yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili mağduriyet ve zararların önlenmesi konusunda yapılan TBMM insan Hakları Komisyon toplantısında; sivil halkın korunması, silahlı çatışmalar yüzünden ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesiyle ilgili olarak Birleşmiş Milletler çatısı altında kabul edilen sivil halkın korunması ve silahlı çatışmalardan doğan zararların karşılanmasıyla ilgili uluslararası sözleşmelerin insan haklarının yanı sıra barışçıl bir alternatif olarak dile getirmiştir. Bunun üzerine, konunun basına yanlış yansıtılması barıştan yana bir önerinin tersi doğrultuda savaşçı gibi gösterilmesi, konunun ilgisiz yönlere çekilerek önemli ölçüde basın ve medya organlarında yanlış anlaşılma meydana gelmesi üzerine, Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN kendisini yanlış anlayan kesimlerden, özellikle de hiç bir zaman karşısına almadığı yöre halkından özür dilediğini vurguladı.

        Kuzey Irak da devam eden otorite boşluğunun devam etmesi gerçeği karşısında bu bölgeden kaynaklanan terör olaylarının silahlı çatışmalar halinde Türkiye’nin güneydoğu bölgesine yansıdığını, bu doğrultuda 30 yıldır güneydoğu da bir türlü barış ve düzenin sağlanamadığını bu olumsuz durumun sürekli olarak bölge halkını silahlı çatışma tehdidi ile karşı karşıya bıraktığını, son olarak kaybedilen 34 kişinin böylesine bir durumda hayatlarını yitirdiğini, kayıpların karşılanmasında mağdur olan ailelerin zararlarının karşılanmasında silahlı çatışmalara karşı sivil halkı koruyan Birleşmiş Milletler insancıl hukuk belgelerinden yararlanabilineceğini söyleyerek, Türk toplumunda fazlaca bilinmeyen İnsancıl Hukuk kavramının yanlış çizgilere çekilerek çarpıtılması ve yanlış anlamalara yol açması üzerine Prof. ÇEÇEN Türk kamuoyundan özür dilediğini açıkladı.

 
UFUK ÖTESİ KÖŞESİNE CEVAP PDF Yazdır e-Posta
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.   
Cuma, 13 Ocak 2012 08:05

UFUK ÖTESİ KÖŞESİNE CEVAP

(Aydınlık gazetesinde 18,19 ve 20 Aralık 2011 tarihli yazılara yanıtlar)

           Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

***

         Sayın Mehmet Ali GÜLLER,

     Sizinle ilk kez ULUSAL KANAL’IN “GÜNDEM ÖZEL” programında karşılaştık ve medeni ölçülerde kalarak Avrasya stratejisi üzerine tartıştık. Ben yarım yüzyıla yakın bir süre üzerinde çalıştığım konular ile ilgili olarak, bir bilim adamı kimliği içinde kalarak görüşlerimi aktardım. Siz ise hem bir köşe yazarı hem de bir siyasi parti mensubu kimliğinizle farklı görüşler dile getirdiniz. Ben hiçbir partiye mensup olmadığım için, bir genel kamu hukuku ve jeopolitik uzmanı olarak hareket ettim, siz ise beni bazı siyasi çizgiler ile yargılamaya kalkıştınız. Aynı zamanda 68 kuşağının bir temsilcisi olarak üyesi bulunduğunuz siyası partinin hem genel başkanı hem de üst düzey yöneticileri eski arkadaşlarımdır. Kırk yılı aşkın bir süredir birbirimizi tanırız. Ben Atatürkçü kesimin içinden gelirken, partinizin yönetim kadrosu her zaman solda yer alan bir partinin yöneticileri oldular. Bu çerçevede her zaman görüş ayrılıklarımız oldu ama hiçbir zaman sizin bana karşı kullandığınız sert sözcükler ya da suçlamalar aramızda geçmedi.

Son Güncelleme: Cuma, 13 Ocak 2012 08:09
Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL