|
BÜYÜK İSRAİL FEDERASYONU‘NUN |
|
|
|
|
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 23 Ağustos 2010 06:39 |
|
BÜYÜK İSRAİL FEDERASYONU‘NUN
KÜRDİSTAN EYALETİ
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Türkiye son zamanlarda oldukça ilginç olaylar ve gelişmelerle karşılaşmağa başladı. Bir yandan küçük İsrail devletinin bütün merkezi coğrafyaya egemen olmak üzere ABD, AB ve NATO üzerinden tüm bölge ülkelerine dayatmaları, öbür yandan Türkiye’nin güneydoğusunda Avrupa Birliği ülkelerinin açık desteği ile ABD ve İsrail’in de dolaylı kışkırtmalarıyla gündeme gelen ve artık sık sık duyulmağa başlayan özerklik tartışmaları, tam bu aşamada da İstanbul’da halen yayın yapmakta olan Bizans basını organlarında köşe yazarlığı yapan kripto gayrimüslim yazarların başlattığı federasyon tartışmaları, yaz aylarının sıcak havasını daha da ısıtarak Türkiye’nin tam bir dönemece doğru sıkıştırılmağa başlandığı görülmektedir. Türk vatandaşları açısından pek de şaşırtıcı olmayan bu olumsuz gelişmelerin öne çıkacağı yıllardır tahmin ediliyor ve uluslararası konjonktüre göre bu isteklerin Türk ulusuna ve Türkiye Cumhuriyeti’ne bir gün dayatılacağı bekleniyordu. Böylesine gelişmelere alışık olan Türk insanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun nasıl içeriden çökertildiğini, cumhuriyet Türkiye’sinde de içerideki işbirlikçi ve mandacı kesimlerin nasıl vatana ihanet suçlarını işlediklerini iyi bildikleri için, yaz aylarında peş peşe gelen bu gelişmeler karşısında Türk toplumu hiç bir paniğe kapılmadan soğukkanlılığını koruyarak hareket etmiş ve böylece ülkenin yeniden bir kaotik ortama sürüklenmesi önlenmiştir.
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Ağustos 2010 06:40 |
|
Devamını oku...
|
|
|
BOSNA SORUNU KALICI ÇÖZÜLMELİDİR |
|
|
|
|
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 10 Ağustos 2010 07:32 |
|
BOSNA SORUNU KALICI ÇÖZÜLMELİDİR
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Vatikan’ın kurulmasından bu yana sürüp giden Hıristiyan bir Avrupa yaratma idealinin ortaya çıkardığı en önemli sorunlardan birisi Bosna konusudur. On beşinci yüzyılda Müslümanları ve Yahudileri Avrupa kıtasının batı bölgesinden sürüp çıkartarak tüm kıtayı bir Hıristiyan bölgesine dönüştürmeyi hedefleyen Vatikan Hıristiyan merkezi, Avrupa Hıristiyan nüfusunu yüzyıllardır Müslümanlara ve Yahudilere karşı kullanarak, tarihteki dinsizlik imparatorluğu olan Roma devleti gibi bir Hıristiyan Avrupa imparatorluğu yaratabilmenin ardında koşmuştur. Bir Hıristiyan imparatorluğu yaratma doğrultusunda, on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı Devletinin Avrupa topraklarını da parçalayarak Balkanlar‘da küçük küçük Hıristiyan devletçikleri yaratabilmenin ardında koşan Hıristiyan fanatizmi, tıpkı Endülüs devletini Avrupa’dan sildikleri gibi Osmanlı Müslümanlarını ve Yahudilerini de doğu Avrupa’dan süpürmüşlerdir. Birinci ve ikinci Balkan savaşları sırasında fazlasıyla insan kaybı yaşanmış ve İngiliz emperyalizminin bir keşfi olarak ortaya çıkan Balkanizasyon süreci, Doğu Avrupa’da Osmanlılara karşı kullanılmıştır. Bu süpürme operasyonları sırasında, Balkan Yahudileri ve Müslümanları ciddi bir çekişme konusu olmuş ve daha sonra da geri kalanları mübadele ve takas yöntemleri ile Osmanlı İmparatorluğunun yerine merkezi bölgede kurulan Türkiye Cumhuriyeti topraklarına gönderilmişlerdir. Ne var ki, savaşlar ve mübadelelere rağmen bu bölgedeki Müslüman ve Yahudi nüfus bütünüyle temizlenemediği için, sorun bugünlere kadar devam etmiş ve soğuk savaş dönemi sonrasında yeniden büyük kanlı olaylar yaşanmıştır.
|
|
Devamını oku...
|
|
ATATÜRK, MENDERES ve KENNEDY |
|
|
|
|
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 20 Temmuz 2010 14:35 |
|
ATATÜRK, MENDERES ve KENNEDY
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
*
ATATÜRK, MENDERES VE KENNEDY GİBİ ÜÇ BÜYÜK SİYASAL LİDERİN ERKEN ÖLÜMÜ, ÇEŞİTLİ SUİKASTLAR VE İDAM CEZALARININ GÜNDEME GELMESİNİN ARKASINDAKİ ANA ÇİZGİNİN SİYONİZM’E KARŞI ÇIKMAK OLARAK GÜNDEME GELDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR.
*
Birbirleriyle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen ve ayrı siyasal dönemlerde kendi ülkelerini yönetmek durumunda olan bu üç devlet adamı arasında, ne gibi bir bağ olabileceği sorusu, son günlerdeki gelişmeler doğrultusunda fazlasıyla akla gelmekte ve bazı haklı yeni soruları da beraberinde getirmektedir. Türk Devletinin kurucusu büyük önder Atatürk ile beraber, Türkiye’nin gelmiş geçmiş başbakanları arasında en çok sevilen halk önderi olarak tarih sahnesinde yerini almış olan eski başbakanlardan Adnan Menderes arasında, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmek gibi bir paralellik kurulabilir ve Türk Devleti üzerinden giderek Atatürk ile Menderes arasında çeşitli siyasal bağlantılar kurulabilir. Ne var ki, Amerika Birleşik Devletlerinin gelmiş geçmiş başkanları arasında en çok sevilen bir cumhurbaşkanı olarak Kennedy devreye girdiği zaman, Atatürk ve Menderes arasında kurulmuş olan ulusal çizgideki bağlantının hiç bir işe yaramadığı, devreye giren uluslararası bağlantı çerçevesinde Atatürk ve Menderes arasında yeniden bir bağlantı kurulması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Her üçü de ülkeleri ve devletleri için çok büyük mücadeleler vermiş olan bu liderler, uluslararası konjonktürde hedef olmuşlar ve bu nedenle de beklenmeyen gelişmeler sonucunda, normal koşulların ötesinde yaşamları sona erdirilmiştir.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 20 Temmuz 2010 14:36 |
|
Devamını oku...
|
|
|
NEWSWEEK TÜRKİYE’Yİ MERKEZ GÖSTERDİ |
|
|
|
|
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 04 Ağustos 2010 14:44 |
|
NEWSWEEK TÜRKİYE’Yİ MERKEZ GÖSTERDİ
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Atlantik hegemonyasının kontrolü altında bulunan dünya basınının önde gelen haftalık dergilerinden birisi olan Newsweek dergisi, son sayısında kapak ülkesi olarak Türkiye’yi başlığına taşıyarak: dünyanın merkez ülkesi olarak ilan etti. Aynı zamanda Türkiye’de Türkçe kopyası da yayınlanan dünyanın bu en çok satan dergisi hem İngilizce hem de Türkçe yayınlanan son sayısında Türkiye Cumhuriyetini dünyanın merkez ülkesi olarak göstermesi, bugünün koşulları açısından son derece önemli ve anlamlıdır. Batı dünyasının önde gelen dergileri ya da gazeteleri durduk yerde herhangi bir ülkeyi manşete ya da kapağa taşımazlar. Eğer böyle davranıyorlarsa bunun mutlaka bir nedeni vardır. Bu nedeni ya da diğer faktörleri dikkate almadan ya da değerlendirmeden, dünyanın en çok satan haftalık siyasal dergisinin Türkiye’yi kapak yapmasını anlamak zordur. Bu aşamada hem dünya konjonktürü ile beraber değişen koşulları hem de siyasal empati metodu ile böyle davranan yayın organlarının yöneticilerinin akıllarından neler geçtiğini iyi görebilmek gerekmektedir. Durduk yerde kimsenin kimseye hiç bir şey vermediği son derece materyalist bir gidişe mahkum edilen dünya olgusu çerçevesinde, Türkler kara gözleri için ülkelerinin kapağa taşınarak dünyanın merkezi ilan edilmediğini bilerek hareket etmek ve bunun nedenlerini tüm yönleriyle ortaya koyarak yollarına devam etmek durumundadırlar
|
|
Devamını oku...
|
|
KARADENİZ’İN KUZEYİNDE KÜRDİSTAN |
|
|
|
|
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 04 Temmuz 2010 09:08 |
|
KARADENİZ’İN KUZEYİNDE KÜRDİSTAN
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Türkiye’de son yıllarda açılan yeni üniversiteler ve araştırma merkezleri ile beraber bilimsel araştırma ve çalışmalar yurt düzeyinde yaygınlık kazanmaktadır. Bu yeni merkezlerin en önde gelenlerinden birisi olan Karadeniz Araştırmaları Merkezi (KARAM), Hitit Üniversitesi çatısı altında Karadeniz bölgesinin önde gelen büyük merkezlerinden birisi olan Çorum’da yıllardır başarılı çalışmalar yapmakta ve bu bölgenin geçmişi ile ilgili birçok bilimsel makaleyi, Karadeniz Araştırmaları adı altında üç aylık bir dergide yayınlayarak Türk kamuoyunun birçok konuda bilgilendirilmesine ve aydınlatılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu araştırma merkezinin yayınlamış olduğu Karadeniz Araştırmaları isimli derginin 2006 yılında yayınlanmış olan 8. sayısında Ukraynalı tarihçi ve dilbilimci Dr. Valentyn Stetsyuk Türklerin ve Orta Doğu’nun tarihini değiştirecek önemde bir bilimsel araştırtmayı makale olarak yayınlamış ve dünyanın merkezi bölgesinin geleceği ile ilgili tartışmalara Ukraynalı bir bilim adamı olarak önemli bir ufuk çizgisi çekmiştir. “Kürtlerin Karadeniz’in Kuzeyindeki Anayurdu“ başlığını taşıyan bu bilimsel makale yakından incelendiğinde, şimdiye kadar bilinenlerin ötesinde yepyeni bir bakış açısı ile Orta Doğu halklarına eğildiği ve tam da bu bölgenin ortalarında beş ülke sınırları içerisine dağılmış olarak yaşamakta olan bir halk topluluğunun hem geçmişi hem de geleceği ile ilgili olarak önemli bilimsel bulguları kamuoyunun tartışmasına sunduğu görülmektedir.
|
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Temmuz 2010 19:27 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 7 |